Yazarlar

BEN AŞKININ KÂTİBİYİM

Eda BİLDEK

    Ben aşkının kâtibiyim. Kâtib’ül şebnem.

    Yağmurlarla adını yazarım. Ne geçerse yağmurun kalbinden onu yazarım.

    Ürkerim sensizliğin derin kuyularından, yokluğunun karanlığından; bir tek seninle meydan okurum yalnızlıklara, boşlukları seninle doldururum. Neşideler söylerim bir tek seni çağrıştıran, soysuz yokluklara meydan okurcasına varlığını anlatırım. Seni, hiç kimsenin daha önce söylemeye cür’et edemediği sözlerle yazarım Rahmanın tanıklığında; böylece bir tek senin adınla yeni bir dünya olurum. Seni yazmadığım an tükenir, yoksullaşır, acizleşirim. Aşkının kâtibiyim ben, Rahmanın tebessümle senin için yarattığıyım. Âdem yanına bin kere Havva’yım.

    Sana özge bir mektubum ben. Başkasının gözlerine varlığım gün gibi ortadadır da; sen okumaya başladığında sırlarımla dökülen bir coğrafyayım. Senin dudaklarından dökülürken varlığımın tanığıyım, yaradılışımın mânâ yanıyım. Sorgusuz sualsiz yüreğin yüreğime değerken, yeşeren, doğuran verimli bir toprağım. Parmak uçlarımdan sen damlarsın kâğıdın ak sayfalarına, bilmez okuyan yürekler necisin, oysa en büyük tanığın benim… Havva yanıma âdem olan şahımsın! Varlığımın cem makamısın. Asi bir nehir derler adıma, ben bir tek sana uysal bir kaderim. Yokluğun sınadıkça beni köpürür sularım… Ne vakit düşse adın dilime, artar hayretim, dile gelir de yüreğim sığmaz hayretim evrene 'Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım', Ben senin Âdeme sihirli sözcüklerle, silinmez harflerin büyüsüyle yazdığın Havva değil miyim?!... Dedim, deyiverdim, hayretimle Şebnem misali Havva olan yazgımın içindeki Âdem olan yanımla döküldüverdim..

    Senin adına dönmez dilim önce, ürkerim. Varmaz varlığının eşiğine varlığım ürperirim. Yoksulluğum gün gibi aşikâr, sensiz hiçbir şeyim. O vakit içimden geçer yüreğin titreriyiveririm. Hissi var ise kendisi de var derim; sana kuşanırım. Etrafında dönen her yüz benim isteyip de yaşayamadığım seni temaşa eder, imrenirim. Oysa ben senin aşkının kâtibiyim. Bu yanımla seni en iyi tarif edecek yine benim.

    Ve bil Ey Yâr, Ey Cem makamım;

    Ey dünya telaşım ve eyyy Ahiret tutanağım;

    Bana sırrını verecek kalbini kuşanırım ilkin. Kalbindeki her tabakayı… Yaradılışının, kimyanın, sırrının indiği o içteki en fûadı. Hemen yanı başında nefsinin kul yanını aşikâr kılmak adına var olan günahlarının kara beneğini, süveydayı. Varlığının her teyidini; her bir milimini günah ve sevap yanıyla kuşanarak; yargılamadan, şart koşmadan seni hıfz ederim ben. Değil mi ki ben senin için yaratılanım. Yaradılış öykümüzün aşk yanıyım, his yanıyım. Bu yüzden ömründeki her kimlikten daha fazla senim! Bu yüzden ömrümdeki her yüzden daha fazla bensin!

    Ruhunun renkleri sirayet eder ruhuma gizlice… Sessizce… Hislice… Senin ruhunun rengi ile yanaşırım kışkırtıcı hayallerin limanlarına, o rengin denizleriyle dalgalanırım, o rengin rüzgârıyla bulanırım. Ve öyle ki senin renginin lisanıyla konuşmaya başlarım günü gelince. Senin gözlerinle bakarım evrene. Üstelik gözlerini kapadığında ne geçiyorsa göz kapaklarının altından o hayalleri görürüm. Sana dokunan, seni gözleri ile gören, sende bir kimlik edinen herkesten daha fazla seni bilirim… Hiç yan yana gelmesem de; hiç ellerimle dokunamasam da. Çünkü ben seni tanımlamak ve sen olmak için yaratılan yanınım; senin Havva makamınım. Varlığın bana değene kadar sürgünlüğün, ben senin vuslatınım!

    Öyle ki senin rüyaların verilir bana, onları ilkin ben görürüm seni adına. Hayra yorarım, acılarını kendi kalbime damıtıp, tebessüm yanını sana savururum dualarla… Senin incinen yüreğini ilk ben hissederim, işte o vakit senin adına bin kâbusun görücü, ateşlerin taşıyıcısı olurum. Kıvranırım, sızlarım. Aramızda muhteşem bir nehir akıp dururda; iklimini bir tek beni bilirim. Çünkü ben senin sır yanınım.

    Cismim gibi sen yanımda sır… Kimsecikler bilmesin; yazmasın bizi. Hep başkalarını sevdin ilkin, başkaları göründü sana. Oysa sağımızdaki ve solumuzdaki melekler şahit olsun ki bir tek ben yazıldım bahtına; bu yüzden eksik varlığın. Ben aşkının kâtibiyim, seni sevmeyi bir an bıraksam zelzeleye tutulur ömrün, durur kalbin çünkü ben senin Âdemliğine bin kere Havvayım.

    Ben aşkının kâtibiyim. Kâtib’ül şebnem.

    Yağmurlarla adını yazarım. Ne geçerse yağmurun kalbinden onu yazarım. Ve eteğimden seni dökerim, topla toplayabilirsen…

    2291 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları