Yazarlar

ERBAKANA SELAM& ERDOĞANA ŞÜKRAN &MECLİSE MERHABA

Eda BİLDEK

    Öyle bir dönemi yaşadık ki ülkenin kanlı tarihi, darbeci geçmişi, demokrasi adı altında demokrasi katli, adalet adı altında adaletsizlik rejimini gördük ve yazılarla geleceğe miras bıraktık. Bir de bunların hepsinin dayandırıldığı Kemalizim görüşü! Demokrasi bu değil dedik "Sus!" dediler, adaletsizlik bu yaptığınız dedik "Siyasete din karıştırılmaz!" dediler... Bu ülke hepimizin dedik, işitmediler ve bizleri ittiler... Allah'ın kanunu bu dedik, KEMALİZM dediler. Hayır, onlar yanlış bildiler, yanlışa meylettiler ve yanlışı daha büyük yanlış ile temellendirdiler.Demokrasi; kişi haklarını, özgürlüklerini engellemezdi idrak edemediler! En büyük kanun tüm evrenin sahibi olan Allah'ın emirlerini içeren Kur'an'dı, uygulamaktan çekindiler ve sırf bu yüzden beşeri kanunları dogmatik hale getirerek değiştirilmez ibaresi eklediler ve yanlış kanunla bu geminin yürüyemeyeceğini bilemediler... Adaletin aynı topraklarda yaşayan kişilere kıyafetlerinden dolayı ayrı muamele etmek olmadığına bir türlü inanmak istemediler... M. K. Atatürk'ün adını Kemalizm görüşü ile kendi inandıkları yaşam şekline dönüştürerek bu kavramı da saptırdılar! Yazık ettiler!Bu gün dünden kalma yoksulluklarımız var bizim, rafa kaldırılmış taze hayallerimiz var, yüreğimize kilitlediğimiz gözyaşlarımız var. Koridorlarda başımızdan çekilen örtülerimiz var, duraklarda siz kapalısınız diyerek yüreğimizi darmaduman ettikleri horlanmışlıklarımız var. Evde oturun, sanat, eğitim, siyaset ve dahası sizin neyinize diyen bir devletimizin düğüm düğüm ettiği parçalanmışlıklarımız var. Yanlış muamele yanlış netice doğurur hele de devletin yaptığı yanlış milletin hayat damarlarını durdurur; bilemediler! Yahut bildiler de bilmek işlerine gelmedi gönüllerin de başörtümüze yer veremediler.Oysa görselerdi açık-kapalı el ele yürüyordu bu menzilde, gözlerine perde indirdiler! O vakitler hangi hayalin peşine düşsek bir mayın tarlası gibi BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA yakalandık ve yakıldı hayallerimiz. Yutkunduk, çünkü yutkunmalıydık. Dıştan gelen düşmana savaş bayrağı açar da gönüller kendi içindeki düşmana yenilirmiş... Bunu da öğrendik. Kırıldık, incindik, ah ettik! Bu devran böyle sürüp gitmez dedik ve âlemlerin Rabbine teslim olduk! İncitilen elbette tek biz de değildik, Dünya'nın en zeki adamlarından biri olan Sayın Erbakan Hoca'nın ilminden, ufkundan, aydınlığından faydalanmak yerine onun hükümeti de birçok yanılgı ile hırpalandı, onun da hizmet için yaratılmış gönlüne acı damıtıldı. Bu gün ruhu şad olsun, Rabbim kabrinde ona hissettirsin artık meclis kapısından onun talebesi olan Sayın Erdoğan başörtülü bayanların horlanmadan girebilmesi için güzel bir adım attı. Bu gelişme için Allah'a hamd, Erbakan Hoca'ya selam ve Erdoğan'a şükran borçluyuz. Ve bu yasağın kaldırılmasına dua ile yahut siyasi kimliği ile onay veren, adım atan herkese Rabbin katında büyük ecirler vardır hiç kuşkusuz. Ülkenin beyinlerle yöneltildiği, idrak mekanizmasının vicdan ve zekâ da oluştuğunu ve insanların yönetiminde hak ve özgürlüklerin şeriat adı altında hoyratça hibe edildiğini anlayan her görüşte, inançta, yaşam şeklinde insanın varlığına selam olsun! Bu ülke ancak her insanını kucakladığı vakit aydınlanacaktır! Cumhuriyet rejimi bunu gerekli kılar! Dün Şair Necati Cumalı'nın dediği gibi " Bugün üzgünüm... Arzum hevesim ölmüş!.. Kesseniz kanım akmaz; Bugün üzgünüm, Ama yarın... Yarın bu dünya böyle kalmaz !... " diyorduk. Şimdi büyük bir coşku ile "Bu gün saadet içindeyim... Hayalim dirildi, hevesim doruklar da!. Ölsem gam yemem artık, ayetim uygulanmakta! Dün yoksulluk, kırgınlık, hüzün içindeydim ama bu gün... Dün öyle kalmadı, bu gün demokrasinin ve adaletin içindeyim!" diyoruz...

    4157 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları