Yazarlar

YÜREĞİM ELLERİMDE, VERMEKTE YARIŞINIZ...

Eda BİLDEK

    Yaşamak beklemektir; sevmek beklemek... Bir okyanusun kıyısında engin dağlara göz kırpmaktır yaşamak... Tuba ağacının gölgesinde verilen ahde sadakat yemini etmektir yaşamak... İnsanlığın en şerefli yanından kıvrılmaktır vermeye gönüllü yüreğimizle cennetten sürgün edildiğimiz dünyanın sokaklarına... Göz kırpmaktır yıldızlara, yağmura, toprağa, güneşe ve bahşedilen her canlıya... Yaşamak en fazla vicdandır; vicdan cömertlik deryasında adil kulaçlar atmaktır... Kimi zaman bekleyen kimi zaman koşan olmaktır yaşamın yollarında yardıma... Yani dostum, yani ey yaratılan cinsim, hemcinsim yaşamak en fazla sorumluluktur! Hiç düşündük mü bilmem, ama ışıklar sönünce, uyku çökünce, gözlerimize... Dahası yüreğe yaşamın külfeti çöküpte alınca iki elimizin arasına başımızı, omuzlayınca yüreğimizi, ağır aksak da olsa ölümlü bir hayatın ölümsüz bir hesabını çekince önce bir elif miktarı sonra dört elif miktarı soluklarla taa ciğerlerimize yaşamı, yaratılışı, dahasını, ötesini, berisini... Düşününce tüm yaptıklarımızı, gözlerimizden boşalan yağmurun pişmanlığındadır unuttuğumuz yeminin vebali... Ve o vakit göğsümüze bir dağ gibi oturan en güzele verip de yerine getiremediğimiz sözlerimizin sadakatsizliğidir... Yaşamak beklemektir, sevmek beklemek; biliyorum... Kış vakti kimsesizliğine bürünüp bir banka kıvrılan ihtiyarın bekleyişi gibi... Aç ve susuz dalda titreyen bir serçenin bekleyişi gibi... Öksüzlüğünü küçücük yüreğinde taşıyan bir yavrucağın yaşından büyük bakışlarının bekleyişi gibi... Bir yuvanın sıcaklığını duyumsayamayacak kadar yardıma muhtaç bir ailenin çıkmaz hesaplarında boğulan varlıklarının bekleyişleri gibi... Zenginler doyarken, yutkunamayan fakirlerin bekleyişi gibi... Özetle yaşamak beklemektir, sevmek bekleyene icabet etmektir! İncire, zeytine ve şu emin beldeye yemin olsun ki veren el alan elden her dem üstündür! Uzatılan bir elde saklıdır yüreğin vicdanı... Vicdanlarınıza kilit vuranlardan olmayın, unutmayın tuba ağacının altında en sevgiliye verdiğinizi yemini... Ve bilin ki kimimiz vermekle kimimiz almakla imtihan ediliriz... İslam'ın en büyük tavsiyelerinden biridir muhtaca, ihtiyaç sahibine el uzatmak... Allah için veren bir kalbin cömertliği ile hangi zenginlik, güzellik yarışabilir? Söylesenize kim veren kadar önde olabilir? Sevmek vermektir, yaşamak vermek, nefes almak vermek... Özetle iyilikte verici olmak için yarışanlar son dinin fedaileridir! Komşusu açken yatan bizden değildir denilmemiş midir? İşitmemek mümkün mü? İşitip de veren olmamak için virajlar yapan bir varlığın karanlığını kim aydınlatabilir?! Ey gözleri önce harflerime, sonra yüreğime temaşe eden okuyan; verdikçe çoğalanlar listesinde adınız olması için bir duaya tutuldu varlığım... Bir ucundan da sen tut duanın ve tutulsun yüreğin bir ihtiyarın sevinç tebessümünde, bir çocuğun ışıldayan gözlerinde, bir yuvanın pişen aşındaki şükürde... Evet, evet tut da duanın ucundan çoğalalım hayırda yarışanlar makamında.... Yaşamak sevmektir; sevmek beklemek... Bekleyene icabet etmek, ihtiyaç sahibine el uzatmak ise rahmet kokusu, cennet müjdesidir... Yani dostum, yani ey yaratılan cinsim, hemcinsim yaşamak en fazla sorumluluktur! Bir tek kendi hayatımızdan değil; tüm yaratılmışların hayatından sorumlu olmaktır! Baki muhabbetle...

    2257 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları