Yazarlar

İKTİDAR UZAYDADIR

Mert ASLAN

    İki tane işkembeden uydurma film yaptıktan sonra kendini "ünlü yönetmen" diye yutturmayı iyi başarmış, yani reklamı işinden kuvvetli bir rakıcı çıkmış "Ben de çapulcuyum!" diyor. Doğru söylemişsin. Nasıl da biliyorsun kendini?Aslında ortaya fırlayıp "Ben de çapulcuyum!" demenin ardında korkunç bir kibir yatıyor. "Nasıl olur da benim gibi değerli, saygın, şöhretli, anlı şanlı, hatta toplumca insanlık katından yarı tanrılık katına çıkarılmış bir varlığa 'çapulcu' deme cür'etinde bulunursun?!" demeye getiriyorlar. Oraya gidip ön sıralarda 'dünyayı kurtaran adam' ciddiyetinde yüz ifadeleriyle arz-ı endam ederken toplumun kendilerine filmlerinden tanıdığı muazzam kredinin bütün ülkeyi oraya akıtarak içten içe kin besledikleri sivil otoriteyi alaşağı edecek bir devrimi gerçekleştirmeye muktedir olacağını sanıyorlardı. Medyadaki bazı uzantıları da "kavram mühendisliği" yaparak onlara destek oluyordu. Örneğin Ruşen Çakır gibi... Geçen gün CNN Türk'te çıkmış, yetkililere ver ha ver ederken, "eli sopalı" adamların hesabının henüz verilmediğini söyleyerek hesap soruyordu. Sen eli sopalıları soracağına, elinde benzin bidonları olanların hesabını ver! Üstlerine benzin bidonlarını boşaltıp yüzlerce polis otosunu, sivil aracı, iş makinesini, işyerini ve bankamatikleri ateşe veren, ülkeye milyar dolara yaklaşan bir maddî zarar veren, sokakları söküp dağıtan, görevini yapan zavallı bir polis memurunu yakalayıp yüz kişi ile linç eden, eşinin karnında doğmayı bekleyen yavrusunu görmek için günleri sayan bir komiseri arkasından tutup köprüden aşağı kafa üstü atan vicdansız serserilerin ve yamyamların hesabını ver!İki tane ağaç kesilmesin diye ayaklananların bütün bu yaptıkları ile birlikte daha önce kentin çeşitli yerlerinde milyonlarca ağacın katledilmesi karşısında seslerinin çıkmadığını görmeyen Ruşen Bey, sıklıkla ve ısrarla onların "halk" olduğunu, "direnişçiler" olduğunu söylüyor, yaptıklarını da "direniş" olarak niteliyor. Devrim olacak diye bayağı da umutlanmış olsa gerek ki, freni patlamış kamyon gibi sağa sola çarpa çarpa gidiyor.Oysaki, "halk" orada hiçbir zaman olmadı. Sadece kandırılmış ya da gaza gelmiş "bazıları" vardı. Gelip ortalığı yakanlar, yıkanlar, küfür edenler, malî ve istihbarî sponsor olarak ardında İsrail, İran ve Suriye'nin olduğu çeşitli terör örgütlerinin üyeleriydi. Bu örgütler, bir süre önce Reyhanlı'da bomba yüklü araçları patlatanlarla aynıdır. Bir taraftan da sosyal ağları etkin biçimde kullanarak halkın ayaklandığı ve kısa zamanda bir halk devrimi olacağı inancını pompalıyorlardı. Buradan alınması gereken ders açıktır: Bir hükümet ülkedeki yüzlerce televizyon ve gazetenin hepsini tek tek satın almış olsa bile, bütün üyelerini seferber edip sosyal medyayı muhalefetten daha etkin ve başarılı şekilde kullanarak elektronik ve dijital iletişim ortamlarını domine edemiyorsa, ne tarafa giderse gitsin, yolun sonu er geç bir uçuruma çıkacaktır. Çünkü örgütlenmeler, dolayısıyla iktidar paylaşımları artık sosyal ağlarda, yani uzayda gerçekleşiyor. Bunları yerden yönetemezsiniz.Bütün amaç, muhtemel bir ayaklanma durumunda halkı yanlarına ne kadar çekebileceklerine dair bir test yapmaktı. Türkiye'nin uluslararası imajına kötü bir gölge düşürmeyi, kredi notunun düşürülmesini gündeme getirmeyi, borsayı biraz aşağı çekmeyi, yabancı yatırımcıya gözdağı vermeyi başardıkları, başka bir deyişle ülkelerine bütün bu kötülükleri yaparak onu ne denli çok sevdiklerini kanıtladıkları için kendileriyle gurur duyabilirler. Dolayısıyla, sınavdan iyi bir notla geçtiklerini düşünüyor olabilirler. Dünyanın nasıl düşlerseniz öyle olduğu bir ölçüde doğru görünse de, devrim muhabbetleri genellikle yirmili yaşların fantezisi olmaktan öte geçmez. Çünkü yirmili yaşlarında olan herkes en azından bir kez vatanı kurtarma teşebbüsünde bulunur.Sonunda, evlerine dönmek zorundadırlar. Nitekim öyle de oluyor. Sanırım artık yapacakları iş belli olmuştur. Madem ağaç için ayaklanmışlar, madem yeşili herkesten çok seviyorlarmış, söylemeye gerek yok, memleketin her yeri boş, arabaları yakacaklarına gitsinler bol bol ağaç diksinler.

    2016 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları