Yazarlar

İNSANIN YÜZÜ ALLAH'A DÖNÜKTÜR

Mert ASLAN

    İnsanın duygusal yazılımının bir yerinde zevk duyargaları ile kaplı bir fakülte bulunur. Bu özgün yapı temelindeki zevk algısına sonradan çevresel koşulların öğrettiği ya da dayattığı sentetik bir beğeni anlayışının eklendiğini dikkate almış olsak bile, sonuçta kişi baktığı bir şeyden söz konusu aygıtın işleyişine bağlı olarak sevinç ve mutluluk veya tersine tiksinti duymak gibi bir özelliğe sahiptir. Olumsuz koşullarda yaşayan kimselerde doğal zevk aygıtı zamanla etkisizleşebilir ya da yok olabilir. Böyle durumlarda, kişi zevk anlayışı açısından hayvanların seviyesine doğru iner, yeme, içme, uyuma ve cinsel birleşme dışında pek bir şeyden haz duymaz hale gelir. Zevk aygıtı dumura uğramış birinden beyaz bir zambağın başına oturup onun güzellik ve saflığını hayranlıkla izleyerek zaman harcamasını bekleyemeyiz. Zevksizlik, dünya mutluluğu açısından en kötü olasılıktır.Debisi ve derinliği çevre koşulları ve eğitim düzeyine bağlı olarak kişiden kişiye değişen zevk anlayışının gelişiminde bir son sınır var mıdır?Diğer yetenekler gibi, estetik duyguların gelişimine de bir sınır koyulamaz; ancak dediğimiz gibi, dünyanın sınırlılıkları, kötülükleri ve zorlukları, çoğu zaman onu yavaşlatır veya tümüyle köreltir; oysa bu aygıt en sade haliyle bile, güzelliklerin çeşit ve doluluk oranına göre, sonsuz derecede zevk almak gibi korkunç bir güçle yaratılmıştır. Burada tartışıp berraklaştırmak istediğim tema, insanın doğuştan gelen zevk ve estetik anlayışının ibresinin genel olarak neye ya da nereye çevrilmiş olduğudur. Bulunduğumuz aşamada kesin olarak söyleyebileceğim ilk şey şudur: Tıpkı dünyanın güneş sistemi içindeki konumu gibi, insan yaşamında da zevk aygıtı belirli bir yörüngeye oturtulmuş ve alıcıları belirli bir olguya yönlendirilmiştir: Güzellik...Onun yüzü, hep güzel olana yöneliktir. Dikkat edin! İnsan her zaman çirkin olandan kaçar, güzel olana doğru koşar. Tıpkı, acılardan kaçıp zevklere doğru koşması gibi... Burada güzellik zevkin, çirkinlik ise acının kaynağıdır. Tüm güzellikler Allah'ın sonsuz güzelliğinden yansıyan zerrecikler oldukları için, insan güzelliğe doğru koşarken farkında olmadan O'na doğru koşmaktadır. Kendisinden kaçan asî kölelerini bile kendisine doğru koştururken, deyim yerindeyse, gülümser mi bilmem; ama genellikle olduğu gibi, Yüce Rahman'ın icraatının burada da hayli ironik olduğu görülüyor.Güzelliğin ana simgesi, kuşkusuz Allah'tır. İnsanın zevk ve beğeni aygıtını kendisine yönlendirmiştir. Bazen karşısına geçip gürül gürül akan bir çağlayanı, bazen bir kelebeğin kanatlarındaki desenleri, bazen bir ağacın çiçekten meyveye dönüşüm aşamalarındaki mucizevî değişimi ve tüm estetiğini, bazen yanmakta olan bir ateşin kırmızı, sarı, açık mavi alevler ve kıvılcımlar armonisini izleyip müzikal çıtırtılarını dinlerken, bazen bir nehrin ya da gölün güzelliğini seyrederken kendimizden geçeriz. Aynı şekilde, bir erkek sevdiği kadına, kadın sevdiği erkeğe bakarken ondan yayılan güçlü bir çekimin etkisine kapılır, ona doğru koşma, dokunma ve sarılıp bütünleşme arzusuyla alevlendiğini hisseder.Böylelikle güzellik en büyük "cazibe merkezi" olmakla, aynı zamanda en büyük "güç" olduğunu kanıtlamış olur ve biz istem dışı olarak güzelliğin büyüsüne doğru koşarken hiç bilmeden güzelliğin aslî kaynağı olan Allah'a doğru koşarız. Efendisinden kaçan asî kölelerin bilmeden yine onun olduğu yere doğru koşması gibi...Yeryüzündeki ışıkların güneşten yayıldığı gibi, bütün varlıkların güzellikleri de O'nun sonsuz güzelliğinin kaynağından yayılıyor...Nereye bakarsak bakalım, Allah'ın güzel yüzü oradadır. Rabbimizi sevmesek de, birlikte olmak istemesek de, isyancı köleler gibi her fırsatta firar etsek de, duygusal alıcılarımız "güzellik" hedefine ayarlı kaldığı sürece, bizim yüzümüz de kendisine dönük olmaya devam edecektir.Güzelliğe koşan, Yüce Sultan'a koşmakta olduğunu bilsin...

    2545 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları