Yazarlar

İYİ Kİ DEDİĞİMSİN

Eda BİLDEK

    Bu gün günlerden cumartesi...Gönlümde keder ertesi...Hani yazayım diye çırpınan kalbimin seninle muhabbet vakti...Kim deme ne olur, sana sesleniyorum;Hani yıllar evvel, açılan bir sınıfın kapısından içeri süzüldüğümdeBir eylül vakti,Üzerimde belli belirsiz bir sessizlikÜzerimde gizli bir ahidNereye otursam diye düşünürkenGözlerimin değdiği noktadaki çağrıydın sen! Başkaları sıradan geçiştirmelere indirgeyerek yaşardı hayatı, ben cümlelerin satır aralarını okurdum merakla. Kimi cümleleri kullanırdı pervasızca ben burun kıvırır, yüreğine cümleleri nakşedeni arardım ısrarla... Kalbimdeki kitabeye yazılan her harfin kalpten gelmesi duasıydı benimki... Ebediyet mührü gibi... Başkaları bilmezdi sesimin kıyılarında yankılanan gerçeği, bir tek kitabeye adı mühürlenen isimlerin hakkıydı sesimin gizemini bilmek... Oysa sen durgun bir su gibiydin... Kahve gözlerinin içindeki ışığın albenisiydi içime işleyen. Akan bir sesin vardı yüreğimin denizine, konuşmasam da beni anlayacak olmanın güveniydi sana beni gülümseten... Dışarda mevsim eylüldü, gönlün tarihinde diriliş için başka şehirlere kaçan kalbin mevsimi... Adı ne ola ki? Hala bir isim veremedim... Oysa üzerinden onca zaman geçti... Sen kocaman, sımsıcak, kalpten güldün bana " Yanıma otursana" demiştin... Oturuvermiştim gülümseyerek... Seninle bir sıranın aynı yöne yürüyen yoldaşlarıydık. Kitapların arasına geleceğimiz için cevaplar kodlamaya çalışan öğrenciler... Bu gün anlıyorum ki bitmiyor öğrenciliğimiz... Artık sıralar yok hayatlarımızın görünmez sıraları var... Ve biz seninle yine yoldaşız, üstelik bu kez senin tek bir soruna benim olumlu gülüşümün kattığı mana ile yıllara, yokluğa, mesafelere, farklı düşüncelerimize rağmen devam eden dostluğumuzun varlığı ile kuvvetlenen bir yoldaşlık... İçimde kâinatın özetini çıkaran suhufların yanında asaletle duran dostluğun menkıbesiydin sen! Dost ne demekti, manası neydi? Neydi dostu kan bağından daha kuvvetle kalbe yazan?! Peygamberin mağaradaki ikincisiydi değil mi dostluk? Miraç da " Bana kim inanır?" diye sorduğunda "Seni Ebu bekr onaylar" denmesiydi dostluk! Öyleyse ateşten bir çemberin içinde yanan varlığımın acı ile kıvranan varlığındaydı dostluk! Sendeydi, beni gördüğünde sevinçten gözlerinde parıldayan ışıktaydı... Aradığımda hüznümle ağlayan acındaydı. Bana yazdığın satırlardaydı... Sendeki satırların yayılmasını arzulayan kalbimdeydi. Yani BİZDEYDİ! Şimdi sahifey-i âlemde adımız DOST diye yazılsın diye kelamının yanına düşürüyorum kelamımı. Yazarsam yaşayacaktık; aks-i mümkün değildi. Bir cümle ile yaşayan kalbin taşıyıcıyım ya ben, sen cümlemin olmazsa olmaz öznesisin! O kadar ki taklidi olmayacak kadar keskin bir dostluk bizimkisi, yoluma çıksan da yürüdüğüm yolda yanıma katılacak kadar gerçeksin! Derinliğinde sürekli yankılanan bir sevgi kuyusu bizim dostluğumuz, sevgisiz kalpleri yutar, sevmeyi bilenlere Yusuf kokusu sunar! Eyy sesi ile beni çağıran dost-u kitabem; ben eminim senden... Zira ben nasıl ayaktayım! Beni sevginin özüne doyuran yanım! Şimdi inim inim inlerken kalbim acıdan, varlığının çığlıkları ile düşmüyorum girdaplara... Düşersen bir gün korkma sakın, sevgim seni ayakta tutacak emin ol! Değil mi ki biz sevmeyi bilenlerdeniz! İyi ki dediğimsin, canımda bir samimi ses ile hikâyesin! Şimdi gönlüm kederin ertesinde ama seninle neşenin bestesi!!! Biliyorum, sen beni bileceksin; bu benim diyeceksin ama ben bilmeyenler için yazıyorum... Yazıyorum çünkü yaşa istiyorum: Gönül kitabemin dostluk menkıbesi: Hazal Taş; İyi ki yüreğimdesin!

    2923 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları