Yazarlar

HELAL ETMEYİN ÇEKSİN(HÜZÜN)

Eda BİLDEK

    ... Hüzün aralık bir kapıdır. Kalbi yoklar, daraltır sonra hazırlar bir sonraki zaman diliminde ona verilecek olana. Yarım bir şarkının ilk nakaratıdır hüzün. Hüznü belki de en çok sonbahar, sonbaharı da ölüm tamamlar zannımca. Helal et gitsin derler hüznün eşiğinde kıvranış da olan kalbe... Hayır, helal etmeyin çeksin derim ben! Helal etmeyin ki hüzün ile imtihan eden, kalbinizi daraltan kalbe bir hesap sunsun katından. Affetmeyin ki kalbiniz davacı olmasın sizden mahşer anında... Aralık bir kapı hüzün... Oysa derin bir sancı, tanımsız bir yazgı, biraz da tadı acı... Hüzün en çok kadını mı vurur diye sordu yaşımın belki de 2 katı olan bir kadın, o sordu kalbim burkuldu. Hayır demek istedim ama dilim varmadı. Ne yaşamıştı ki? Neyi atlatamamıştı ve neden ben onun yaşının yarısı olan zamanda ona bahardan söz edememiştim? Ne ben onun hüznüne baharı işaret edebilmiştim ne o benim hüznüme yaşının olgunluğu ile dayan geçecek diyebilmişti. İlkin o vakit anladım, hüzün aralık bir kapı ve her dem kadının adı... "iki sevinç bir arada, iki bahar ard arda olmaz." diyen Filistinli kadın haklı, hem de çok haklı... Demek ki hep böyle sevinci acı takip ediyor. Ve bu cümleyi kuran bir kadın olduğuna göre hüzün en çok kadını vuruyor. Belki de Havva'dan kalan bir hatıra. Âdem yasak elmanın tadına varmasının ardındaki pişmanlığı ile tövbeye yönelirken, beni Havva yanılttı dememiş miydi? Suçu Havva ile bölüşmek yerine, Havva'yı suçun öncüsü ilan etmemiş miydi? İşte ilk kez orada tüm kadınlar adına Havva incinmemiş miydi? Havva pişmanlık acısı taşırken kalbinde bir de sevdiğinin kalbine verdiği acı ile bin parçaya bölünmemiş miydi? Kalp hüznün eşiğinde iki büklüm kıvranırken neyi kaybettiğinin hesabını yapmayacak ama kalbine hüznü verenin neden bunu yaptığının sorgulamaları ile hesaplara dalacak... En ağırı da hüznü veren bir dostsa, bir eş ise yahut sizi derinden sevdiğine inandığınız herhangi biri ise kalp, bir türlü hazmedemeyecek. Anlatmayacak da... Anlatamayacak çünkü. Hüzün paylaşılmaz çünkü. Her kalbin kalıbına göre derinliği değişir. Nasıl anlatsın ki? Hüznün tek bir tanımı yok, üstelik aralık kapısı ve derin sancı ama sonsuz yangını; öyleyse nasıl anlatsın kalp? Şimdi hüznün cinsiyeti de yok aslında. İster bir nisa olun ister bir Adem ... Kadının da erkeğin de hüznü kalbinin kapısından girince yangını büyük olur. Helal et gitsin ve unut hafifle derler... Sakın ha, kalp davacı olur sizden. Unutmayın, Kalbinizi yaratana teslim olun ve hüznünüze tutunun. Değil mi ki biz hüzün peygamberinin ümmetiyiz. Hüznümüz bize yakışsın hüznü veren kalp nasılsa gayyadan yuvarlanmış, yolundan sapmış ve kendisinden davacı olacağımız zaman için kayda alınmış. Öyleyse teslim olun ve yürüyün yolunuzda, yolunuza ihanet bulaştırmadan. Ama sakın ola helal etmeyin, edecekseniz bedel ödemeye razı olan bir kalbi affedin, affedin gitsin!

    2675 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları