Gündem

BENİM BABAM İKİ KERE BABA

26/07/2022 09:45
BENİM BABAM İKİ KERE BABA

    Benim babam iki kere baba

    Yıllar yılı millete bekçi babalık etmiş

    Ve ömrünün sonuna kadarda bana

    Hani eskiden bekçi babalar vardı

    Sokakların ve evlerimizin vazgeçilmez koruyucuları

    Herkes bekçi baba derdi onlara

    Benim babamda işte öyle idi

    Milletin bekçi babasıydı

    Göreve çıktığında sokak başında çaldığı düdüğü

    Sanki bütün sokaklarda yankılanırdı

    Ve düdük sesini duyan hırsızlar kaçacak delik ararlardı

    Bekçi baba geliyor diye

    Köşe bucak kaçarlardı

    Bekçi babam kar demeden kış demeden

    Dolaşırdı sokak sokak

    Gecenin ayazı ciğerine kadar işlerdi de yinede hayıflanmazdı

    Ne üşüdüğünü ne hastalığını kimselere belli etmezdi

    Ama sonradan çıkacaktı sancıları

    O soğuk ayaz gecelerin kuru soğuğu ciğerlerine kadar işleyecek

    Ve verem hastalığına yakalanacak

    O hastane benim bu hastane senin yıllar yılı dolaşacaktı

    Ve yine sonu bir hastane yoğun bakımı olacaktı babacığımın

    Yıllar yılı devletine ve milletine hizmet etmiş

    Ve sonunda verem hastası olmuştu babacığım

    Ama hiçbir zaman dertlenmedi ve sitem etmedi

    Bu dertler içinde çekip gitti bu yalan dünyadan

    Ve ben şimdi her yalnız kaldığımda

    Anılarımızı geçiriyorum aklımdan

    Çocukluğumda geçen günler

    Hiçbir zaman çıkmaz hatıralarımdan

    Hep onur duyardım babamla

    Hayretler içinde kalırdım

    Gece göreve gider gündüz ise okul önlerinde

    Ya simit satardı yada şeker satardı

    Gece izinli olduğunda dahi kahve kahve dolaşıp

    Ceviz helva satardı

    Bazen bende beraber çıkardım akşamları

    Akşamları ceviz helva satar

    Gündüzleride okuldan sonra simit satmaya giderdim babamla

    Cuma günleri Yığılca’mın pazarı olurdu

    Sabah namazında kalkıp fırına gider

    Sepet sepet simitleri doldururduk

    Ve pazarcı arabası mustan amcanın otobüsü vardı o zamanlar

    Koşa koşa götürürdük simitleri otobüse yüklerdik

    Ve Yığılca’ya giderdik satmaya

    Yığılca’da akşama kadar simitleri satar

    Dönerdik tekrar Düzce’ye evimize

    Ama gün içinde benim yaramazlıklarımda olurdu tabi

    Yığılca’da köprü vardır değirmenin yanında her kes oraya yüzmeye giderdi

    Bende simit tepsisi başımda giderdim oraya imrenirdim yüzen çocuklara

    Burhan diye bir arkadaşım vardı

    Hoş halen arkadaşım ya

    Kendisini topal dedirtmezdi o zamanlar

    Her kes ona topal burhan diyordu

    Şimdi dedirtiyormu bilmiyorum ama

    Eğer halen dedirtmiyorsa kendisinden özür dilerim

    Hep kanıma girerdi hadi sende gir diye

    Bende simit tepsisini bir kenara bırakıp dalardım tabiî ki

    Ama tam ben suda iken bir bakardım ki

    Aha babam başımda ödüm patlardı

    Atardı okkalısından iki şaplak

    Ben seni simit satmayamı gönderdim

    Melene yüzmeyemi diye kızardı

    Hey gidi günler hey

    Hey gidi babam hey şimdide olsaydında

    İki şaplak değil iki yüz şaplak atsaydın keşke

     

    Çocukluğumda hep babamı düşünür merak ederdim

    Bu adam hiç uyumazmı hiç yorulmaznı diye

    Hep çalışıyor hep çalışıyor

    Hiç dinlenmiyordu

    Babam her ne kadarda olsa gücünce zorluyordu hayatı

    Ve bende ona özenerek bende çocuk yaşta zorlamaya başladım

    Hayatla mücadele etmeyi savaşmayı babamdan öğrendim

    Ah babam ah keşkeler seni getirmez ama

    O kadar yalnızım ki yokluğunda

    Sana şimdi o kadar hak veriyorumki

    Anlamadım senin kıymetini sağlığında

    Ama artık malesefki çok geç

    Ve sen yoksun şu an yanımda

     

    Hani hep öğütler verirdin

    Sigara içme içki içme arkadaşlarını iyi seç diye

    Hepside bizim içinmiş anlayamadım

    O gençliğin vermiş olduğu kara cahillikle

    Dinlemedim seni af et

    Hep sözlerin batardı sanki kötülüğüme söyler gibi

    Ama sen haklıymışsın babam sen haklıymışsın

    Senin sözünü dinlemediğim sana kulak asmadığım için

    Senden özür dilerim babam

     

    Bu şiiri avcılarda bir çay bahçesinde yazıyorum babam

    Yalnız başıma oturup çayımı yudumlarken

    Seninle hatıralarım düştü aklıma

    Ve aldım kalemi elime

    Anılar birden gözümde canlandı

    Tüm anılarımızı yazsam bir kitap olur ama

    Şiirlerimde yer vereceğim anılarımıza

    Bak böyle anılar falan derken ne geldi aklıma

    Bana güç bela işe gidip gelsin diye bir bisiklet almıştın

    O zamanlar Yığılca’ya taşınmıştık

    Ve Güney altına birde ev yapmıştın

    Bir ramazan günü akşamı

    Ben iftardan donra gideceğim beni bisikletle bırak demiştin

    Ve iftardan sonrada beraber yola çıkmıştık

    Sen arkada ben önde dümende tıngır mıngır gidiyorduk

    Yolu yarıladığımızda o bisiklete ne olduysa ikiye bölünüp

    İkimiz beraber yola yuvarlanmıştık

    Senin elinde sıyrıklar vardı

    Benim elim kolum ve bacağım yaralar içinde kalmıştı

    Nasıl olduğunu anlamamıştık

    Bir bisiklet ikiye hemde kırılmayacak yerinden nasıl kırılmıştı

    Ben onu öğrendim babam

    O akşam biz giderken yolda gidenler varmış

    O gidenlerden hani bizim köyde Cemalettin varya

    Tenekeli derler işte o demişki ulan sessiz teyyare gibi geçtiler demiş

    Ve lafı söyler söylemez bir ses duymuşlar

    Paldır küldür diye

    Bize meğer nazar değmiş babam bize tenekelinin nazarı değmiş

    Banada ertesi günü hasan kara söyledi

    Sen gülermiydin ağlarmıydın bilmiyorum ama

    Bende güleyimmi ağlayayımmı bilemedim

    Babam seninle çok anılarımız var

    Ara ara yer vereceğim şiirlerimde

     

    Şimdi o kadar yalnızımki babam

    Senin yokluğun kor gibi oturdu yüreğime

    Sağlığında değerini bilemediğim için

    Bana verdiğin öğütleri dinlemediğim için

    Senden milyonlarca kez özür dilerim

    Bana verdiğin emekler için

    Beni gizli gizli sevdiğin için

    Bütün haklarını helal et babam

    Bütün haklarını helal et babam

     

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.