Gündem

AFETLERDE DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA     

24/08/2021 09:22
AFETLERDE DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA     

           Değerli  Okuyucular, Sevgili Dostlar, daha önceki yazılarımdan birinde hayat uzun bir yolculuktur demiştim. Bu yolculuk  bazen engebeli, bazen düz; bazen de çeşitli engellerle  son demimize kadar devam eder. Bu haftaki yazımda şimdiki yaşıma kadar kendi yaşadığım hayat yolculuğundaki afetleri ve bu afetlerden dayanışma ve yardımlaşma hikayelerini anlatıp Türkiye genelinde başlatılan dayanışma ve yardımlaşma kampanyalarına neden destek vermemiz gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

                Nasıl ki herkes bir engelli adayı ise her köy, belde, kasaba ve şehir de bir afet adayıdır. Onun için bugünkü rahat yaşantımıza aldanmayıp yarın bizimde bir felaketle karşılaşmayacağımızı kim bilebilir? Benim çeşitli afetler, engeller ve mücadele dolu hayatımda yaşadığım ilk afet  17 Ağustos’ta 1977'de mahallemizde  26 ev, 20 samanlık, birçok ahır telef olduğu yangın felaketi idi. Acı tarafı beş yaşlarında iki çocuğun yanmasıydı. Yangında  anılarım, çocukluk fotograflarım ve kitaplarım ve tüm özel eşyalarım kaybetmiştim. Köydeki evimizle birlikte tüm yiyeceklerimiz ev eşyalarımız yanmıştı. Üstelik tavuk kümesimizde  dört bine yakın besi tavuğunun birazı da telef oldu. İlk dayanışma ve yardımlaşmaya burada tanık olmuştum. Babam muhtar olduğu için her şeyden haberimiz oluyordu. Günlerce Kızılay çadırlarında kalmıştık. Yurdun dört bir yanından öyle yardımseverler gelip çeşitli yardımlar dağıttılar ki anlatamam. Allah hepsinden razı olsun. İnsan gerçek dayanışmayı böyle afetlerde yaşayarak öğreniyor. Devlet Orköy kredisi verip anlayıp dinlemeden herkese kümes üstü ev yapılması için yardım etti. Ancak bu başka bir afetin alt yapısın oluşturdu. 12 Ağustos 1998'de  bu defa mahallemizde yağan yağmurlar heyelana sebep olmuştu. Çukurören köyü deresi  kümescilerin dere yatağındaki ağaçları kesmesi nedeniyle büyük bir sel olmuş ,   yangın afetinden sonra yapılan ağır binaların ağır baskısı ile kısmı bir heyelan olmuştu. 19 Mayıs 1999'da yağan yağmurlar yüzünden heyelan devam etti. Resüller Mahallesi'nde kırka yakın ev ve kümes telef oldu. Devlet yine yardım ediyorum diye Yığılca'da Ahmetçiler Mahallesi'nde 104 adet konut yaptı. Çünkü Yığılca'da Hocatman, Tuğrul köylerinde de heyelan olmuştu. Ancak insanlar bu evlere gitmeyip başka il ve ilçelere giderek yerleştiler. Oysa bu konutların köylere yakın yerlerdeki sağlam zeminlere  yapılması gerekirdi. Çok geçmeden 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 depremlerini yaşadık.Bu afetlerde Orhangazi Yatılı Bölge İlköğretim Okulunda yönetici olarak çalışıyordum. Yabancı bir yardım kuruluşunun yaptığı prefabrik binalarda ve Kızılay çadırlarında bir yıl boyu öğrenciler ders yapmıştı. Bu anlattığım afetlerde hep dayanışma ve yardımlaşmanın en güzel örneklerini yaşadık. Hele öğrencilere yapılan kıyafet yardımlarını hiç unutamam. O mini mini çocukların elbiseleri giyip aynada üstüne başına bakıp sevinmeleri ne büyük mutluluktu. İnsanları sevindirmenin  mutluluğunu Allah herkese nasip etsin. Her türlü afetlerde dayanışma ve yardımlaşmanın ne kadar önemli olduğunu çeşitli felaketlerde yaşayarak öğrendim.

                 Değerli Okuyucular, dayanışma ve yardımlaşmanın ne olduğunu biraz açalım.  Dayanışma bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması demektir. Toplumsal dayanışma ise toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yardımlaşma ise birkaç insanın ya da birçok insanın birbirine yardım etmesi veya ortak çalışmasıdır. Yardıma ihtiyacı olana destek olunmasına yardımlaşma denilir. En kısa tabir ile birlikte çalışmak ya da yardım etmek anlamındadır.

    İnsan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır. Yalnız yaşaması mümkün değildir. Birlikte yaşamanın gereği olan dayanışma ile insanlar yardımlaşmayı, birlikte iş yapmayı öğrenirler. Dayanışma sayesinde insanlar daha çabuk ve daha çok iş yapabilir. Atalarımız bu konuda: " Bir elin nesi var, iki elin sesi var. " diyerek birlik, beraberlik ve dayanışmanın önemini vurgulamışlardır. Dayanışma toplumlar arasında, millet içerisinde ve milletlerarasında olabilir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk milletinin dayanışması ile düşman yurttan kovulmuş ve vatan tamamen kurtarılmıştır. 2020 yılında korona  ile birlikte ülkemizde birçok felaket meydana geldi. 2021 inşallah bu uğursuzluklar biter ,aşılarla birlikte koronadan kurtuluruz derken varyantlar, halkımızın aşıyı tam anlayamaması vb. nedenlerle korona devam etti. Temmuz ayında Antalya, Muğla , Adana ve yurdun büyük bölümünde yangınlar çiğerimizi dağladı. İnşallah yağmur yağıp yangınlardan kurtuluruz derken bu defa Karadeniz'deki seller yüreğimizi yaktı. Düzce'deki sellere üzülürken Kastamonu, Sinop ve Bartın'da  milyarlarca maddi hasarın yanında yüze yakın insanımızın  kaybı acımızı daha da artırdı. Karadeniz bölgesinde seller ve heyelanlar devam ediyor. Allah beterinden saklasın. Bu arada ilçemizde yapılan güzel çalışmalarda var. Sarıkaya Mağarası yolu yapıldı. Yığılca-Düzce yolunun yakında kaldığı yerden yapımına devam

    edileceğini öğrendik. Bazı köy yollarında da çalışmalar yapılacakmış. Bunca felaket yaşanırken böyle güzel haberler içimizi ısıtıyor. Sebep olanları kutlarım. İnşallah sonbaharda Yedigöller yolunda en azından bir bakım yapılır.

                 Değerli Okuyucularım, bazı afetlere insanlarımız sanki davetiye çıkarıyor. Düzce ve Akçakoca'da 2019-2020 yılında yaşanan sel felaketinden sonra evler yine dere yataklarına yapılmış. Anlamak mümkün değil insanlarımız bir türlü akıllanmıyor. Yazımda ilçemizde olan afetlerde yapılan yardımların yanlışlığını yazdım. Bunun sonucunda Yığılca insanı daha çok göç verdi. Çimento fabrikası ve taş ocaklarının çoraklaştırdığı orman alanları da bir çevresel  felaket aslında. Bizden sonra gelen nesiller bizi saygıyla anacağını zannetmiyorum. Belki de Temel fıkrasındaki gibi bizi saygıyla anmayacaklar. Temel bir gün bir mezarın başında hem tekme atıp hem küfrediyormuş. Arkadaşı ula Temel hiç küfür gider mi demiş.Temel de dua gidiyor da küfür niye gitmesin demiş. İnşallah bizim torunlar temel gibi yapmazlar. Onlara miras olarak çorak toprakları bırakacağız. Ormanlarla ilgili yanlış uygulamalar devam ediyor. Orman müteahhitleri yüzünden  son birkaç yılda ormanlarda lüzümsuz kesimler yaptılar. Eski Belediye Başkanı Bünyamin Şahin’in  Düzce gazetelerinde yaptığı habere aynen katılıyorum. Kastomonu  Bozkurt’un felaketine orman depolarındaki tomrukların sebep olduğu söyleniyor. Gerçekten orman teşkilatını anlamak mümkün değil. Hacıyeri köprüsünün yanına depo yaptılar. Buradaki tomruklar ilk selde Mareşal Fevzi Çakmak köprüsünü kapatırsa Bozkurt felaketi  Yığılca için  kaçınılmaz olur. Aynı tehlike Aksu deposu için de geçerli. Dere yatakları islah edilmeli, buralarda  selin  gitmesine engel olacak ağaçların kesilmesi lazım. Orman kanunlarında köklü değişikliğe ihtiyaç var. Herkesin bir fidan dikip yetiştirmesi için çeşitli kampanyalar yapmak lazım. Sellerden en az zararla kurtulmak için dere yataklarındaki ağaçları köylülere verseler bir haftada temizlenir. Heyelan olabilecek yerlerdeki ağaçların kesilmeyip korunması gerekir. Köylüler tarla yapmak için buralarda açma yapmaması lazım. Dere yataklarına yakın yerlerdeki evlerin bir an önce kaldırılması gerekir.Afet olunca ah, vah edip dizimizi dövüyoruz ama tedbir almaya gelince umursamayıp bana necilik yapıyoruz.

                     Değerli Dostlar, Sevgili Okuyucularım, İçişleri Bakanlığınca yurt genelinde bir yardım kampanyası başlatıldı. Buna istinaden Yığılca Kaymakamımız başkanlığında gazetemizin haberinde gördüğünüz gibi  17 Ağustos günü bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda alınan kararları ve nasıl yardım yapılacağını gazetenin haberinde gördünüz. Biz Yığılca olarak geçmişte anlattığım afetlerde çok yardım aldık. Allah bereketinizi artırsın fındıkları teslim etmeye başladık. Bu fındıklarımızın öşrünü vermemiz gerekiyor. Diyanete sorup bence yardımları bu afetzedelere yapsak iyi olur düşüncesindeyim. Yangınlarda ve sellerde mağdur olan o  afetzede insanlarımızı biraz sevindirebilirsek ne mutlu. Bizi geçmişte sevindirenlerden Allah razı olsun. Şimdi yardım sırası bizde. Zekât, sadaka ve diğer maddî yardımlar, müslümanların güçlü olmalarında, birlik ve beraberlik içinde bulunmalarında en büyük etkendir. Yardımlaşma, zenginle fakir, tokla aç arasındaki uçurumu kapatır ve sevgi, saygı bağı kurar. Yardımlaşmanın yaygın olduğu toplumlarda dostluk duyguları güçlü olur. Fakirlik ve bununla gelen dilencilik ortadan kalkar. Başkasına yardım etmeyen, kötü gününde de yalnız kalır. Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener. Dayanışma ve yardımlaşma bizi biz yapan   değerlerin başında gelir. Dostlara  acılarını paylaştığını göstermek, birlikte yas tutmakla değil, onlara yardım etmekle olur. Allah şimdiden yaptığınız ve  yapacağınız yardımları kabul etsin. Dayanışma dolu bir yaşantı ile sağlıkla, insanca, dostça, sevgiyle kalın, hoşca kalın.

    Veli VERGİLİ    :     v.vergili59@hotmail.com      :                     Tel :05064189664

    2457 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.