Yazarlar

SAHİ,NEYDİ GENÇLİK?

Orhan YAZICI

    Gençlik, bir ömrü-faninin en mecnun ve en müteharrik çağı ama nasıl değerlendirildiği nerede ne şekilde yıpratıldığı da önemli olmalı.Toplum tarafından algılanma biçimi kişiden kişiye değişse ve çevrenin şartlarına göre yaşantı anlamında şekillense de aslında bu olgu hakkında oldukça itici gelen bazı gözlemleri de dikkate almak gerekir. Allah'ın insanoğluna verdiği bu en verimli çağın imtihan sahasının en önemli merhalesi olduğunu ve Kur'an ve sünnetle iç içe yaşanırsa kurtuluş reçetesinin baş ilacı olduğunu düşünen biri olarak günümüz gençliğinin bir çoğuna sirayet eden şu hal ve hareketler beni oldukça düşündürmüyor değil ve kendi kendime soruyorum: nereye gidiyor bu gençlik diye...Tamamen özenti ,merak ve gösteriş üzerine kurulu hayatlar.....Bilmiyorum son zamanlarda ne kadar dikkatinizi çekmiştir günlük gazetelerin sayfalarında ülkemizin genç nüfusunun durumunu; Daha 14-15 bilemediniz 16-17 yaşlarında olan genç kız ve erkek çocuklarımızın halini hep birlikte görüyoruz, izliyoruzErkekliğe adım atmanın işareti olarak ağzında sigarayla dolaşmalar, , sokak başına dikilip elinde tespih, sallamalar başkaları irrite edecek şekilde ağızdan çıkan argo sözlerden oluşan cümlecikler ve sokaktan geçen kızlara laf atmalar,okuldan kaytarmalar,Akşamları arkadaşlarla izbe bir köşede alkol ve uyuşturucu madde almalar ve bunu mefharet(övünç vesilesi) sayarak eşe dosta anlatmalar. Belli ki sadece yaşadığı an var ona göre. Aklıma atalarımızın elmas değerinde şu sözü geliyor: "ıhlamurdan odun olmaz!"Hele genç kızlarımız,kardeşlerimiz... Rabbimin nazik, nezahetli ,merhamet kar, ; hatta ana olduklarında "cennet ayaklarının altındadır " hadis-i şerifine mazhar olacak mukbil ve mukdis varlıklar. Ama bazıları var ki eyvah! dedirtmekte...On beş on altı yaşlarındaki kızcağızların arkadaş ve okul ortamında sevgilimle çıkıyorum demeleri, Sadece bugünü düşünmeleri, geleceğe yönelik olarak lateral düşünemeyişleri.... Haddizatında;Gördüğümüz görüntüler yalnızca bu tespitime bir örnektir.Buna ilave edebileceğimiz o kadar çok görüntü var ki ben hayâ ediyor,hicap duyuyorum onları burada yazmaktan,anlatmaktan....İç burkan, yürek sızlatan bu görüntülerin yanında; tabiki iyi şeyler de var gençlik adına. Denilebilir ki;Bir amaç bir hedef uğruna gecelerini gündüzlerini feda edenler ,kutsal gaye peşinde koşanlar yok mu? elbette var ama yeterli mi tartışılır. Yeterli olsaydı günümüzde gençlikten dert yanıyor ve şekva ediyor olmazdık. Denilebilir ki; size göre gençlik nedir? Yazılanların ispatı adına üç örnekle takrir edeyim kafamdaki genci... İnandıkları değerler uğruna yaşadılar.Tıpkı Musab Bin Umeyr gibi.Onun hayatı insanlık için bir şeref tablosudur.Düşünün ki; zamanın en zenginisiniz.En yakışıklı gencisiniz .Aileniz eğer bizden infisal (ayrılma)edersen, mirasımdan bir miskal vermem diyor. Siz olsaydınız! dünyanın onlarca imkânlarına ve zirvelerde yaşamanın olanca ihtişamına rağmen inanıcınızı yaşamak için hepsini elinizin tersi ile iter miydiniz?Halbuki, Musab bunu yaptı. Annesinin eğer Muhammed (s.a.v) e tabi olursan bütün malımdan mülkümden uzak kalırsın tehditlerine ve zincirlere vurulmasına rağmen, Allah ve resulü aşkına dünyaya ve dünya malına karşı gönlünde zerre kadar yer bırakmayan her şeyi bir kalemde silip sadece uğruna inandığı değerler için yaşatılan destansı ve bir o kadar ibretnüma bir hayat onunkisi...Sonrasında ne mi oldu ? Efendimize çok benzeyen hatta bir rivayete göre Uhud'ta meleklerin onun kılığında göründükleri Musab davası uğruna can verdi. Sözünü yerine getirmenin mesruriyeti içersinde şehitlik mertebesine ulaştı..Hatta ölünce gömleğinin içinde saçları dağınık bir vaziyette ,üzerini örtecek kefen bile bulunamadan uhud dağının eteklerine defnedildi.Bu iftihar abidesi Sahabe-i Güzin..Peki!Kasımpaşa sırtlarına dayanıp ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul'u alırım diyen Fatih Sultan Mehmet hazretlerine ne demeli? küçük yaşta tahta çıkan bu civanmert insan 21 yaşındayken peygamberimizin "İstanbul'u fetheden komutan ne güzel komutandır" hadisine mazhar oluyor ve bu kutsal payeyle şerefleniyordu. Ya Medine'ye hicret ederken peygamberimize kapılarını açan ve ona 7 ay mihmandarlık yapan,Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlarda peygamber efendimizin yanında İslâm cihad hareketlerine katılan "Halid Bin Zeyd " Bizler O nu Eyüp Sultan olarak biliriz. Düşünün seksen yaşını geçkin, ama ruhu genç. Bir müjde uğruna aylarca at sırtında, daha Medine'den İstanbul surlarına kadar o kutsi-müjdeye nail olma umuduyla gözünün hiç bir şey görmemesi. Şimdi o yaşlarda yaşlılarımız bırakın at sırtında aylarca yolculuğu bastonsuz yürüyemezken Halid Bin Zeyd'in vefasına ve azmine bakın!Gelinen noktada denilebilir ki; Sahi, neydi gençlik?Bence gençlik yaşla orantılı değildi, gençlik kesinlikle inanmak,inandığı gibi yaşamaktı.

    16068 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları