Yazarlar

Geleceğimizi Şekillendiren Değerler

Orhan YAZICI

    "Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur." NECİP FAZIL KISAKÜREK Ahlaki ve kültürel yapımızı geleceğe taşıyan değerler vardır. Bunlar kimi zaman mimari bir yapı, kimi zaman geçmişe ayna olup geleceğe ışık tutan bir isim olarak çıkar karşımıza. Kulağımıza fısıldayıverir geçmişin sesini ahengini... Değerlerimizi sadece hissetmek, gezip görmek veya adını anmak yetmiyor onları geleceğe taşımak nesillere dinamizm ve renk katmak için. Kültüre can veren değerleri tanıtmak, onları her fırsatta farklı açılardan anlatmak gerekiyor yeni nesillere.Zira kültür paylaşıldığı taktirde "biz"i yansıtır. Aksi halde kişisel bakış açımızda sıkışıp kalmaları işten bile değil. Kültürümüzü yansıtan değerlerimizin emsalsiz taşıyıcıları olmuştur tarih boyunca: Yunus Emre'miz, Mevlâna'mız, Taptuk Emre'miz, Karacaoğlan'ımız, Şeyh Edebali'miz, Fuzuli'miz... Her birinin yaşayış ve düşünüş alemimize kazıdığı felsefi, sanatsal ve edebi izler, en değerli mirasımız olmuştur. Dolayısıyla bize düşen vazife, bu değerlerin izlerini yaşatırken çocuklarımıza benimsetebilmektir. Ne yazık ki, çocuklarımız ve gençlerimiz günümüz sanatçılarının özel hayatlarını didik didik edip tanıma ve magazin dünyasıyla haşır neşir olma gayretine o kadar kapılmışlar ki, kültürümüzün sanat, felsefe ve edebiyat boyutunu yansıtan şahsi değerlerinin isimlerini dahi bilmiyorlar.Dadaloğlu, Nedim, Baki, Farabi, ibni Sina,Üstad Necip Fazıl... deyince kocaman bir boşluğa anlamsızca bakıyor gözleri. Belki de o an aklından "Bu sanatçı da ne zaman çıkmış, hiç adını duymadım. Dün akşam magazin programını da izledim oysa..." diye geçirirken dimağındaki zengin magazin literatürünü karıştırıyordur.Şahsi değerlerimizi tanımalı gençlerimiz. Onların düşünüş ve yaşayışları ile birikim kazanmalılar gelecek için. Mevlana'nın ve Yunus Emre'nin sözleriyle yoğrulmalı bakış açıları, Karacaoğlan sevgisiyle yaklaşmalılar güzelliklere Yunus Emre'nin Gönül Bahçesindeki bir fidan olmalılar... Bunun için özellikle Türkçe ders kitaplarında bu değerlerimizi kavratacak edebi metinlere, okullarda bu şahsiyetlerimizi tanıtacak etkinliklere ve çalışmalara yer verilmeli. "Cümleler doğrudur sen doğru isen. Doğruluk bulunmaz sen eğri isen." derken doğruluğun kişiliğin temel taşı olduğunu anlatan Yunus Emre'yi; "Kişi karşısındakini bilmezse kendi gibi bilir.", "Suskunluğum asaletimdendir.Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?" derken pek çoğumuzun hayatına kazara girmiş; ancak olumsuz özellikleriyle tecrübe edinmemize vesile olan insanlara cevap veren Mevlana'yı; "Görünen sıfatındır. Onu gören zatındır . Bilirsen sanatındır.Sen seni bil sen seni" diyerek;insanı kendisini en güzel bir şekilde yaratan,nakşeden ve yaşatan Allah'ın o muhteşem sanatını görmeye davet eden Hacı Bektaşi Veli'yi "Dokunur hatıra kendisin bilmez Asilzadelerden hiç kemlik gelmez Sen eyilik et de o zayi olmaz Darılıp da başa kakıcı olma." diye yakınan Karacaoğlan'ı anlatmalı; yaşamına, düşünüşüne bu kişilerden ezgiler yerleştirmeliyiz çocuklarımızın. Aksi halde kısır döngüde sıkışmış, sabit fikirli, ezberindeki beş on cümleyi dönüp dolaşıp tekrar eden, dilinin ayarı olmayan, insanları görüşlerine göre kategorize eden, nutuk çekmeyi ya da tehditkar cümleler savurmayı marifet edinmiş insanlarla geleceği karşılamayı düşünmek işten bile değil.

    1896 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları